Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların temel bulaşma yolu korunmasız cinsel ilişkidir ki anal, oral veya vaginal  ilişki ile bulaşma gerçekleşebilir. Enfeksiyonu taşıyan kişinin bir şikayet ya da bulgusu olması şart değildir. Hiçbir belirti olmadan da enfeksiyon taşınabilir ve cinsel ilişki ile partnerine bulaştırılabilir.

RİSK GRUPLARI KİMLERDİR?

1)   korunmasız cinsel ilişkide bulunanlar

2)   kendisinin ya da partnerinin birden fazla partneri olması

3)   daha önceden cinsel yolla bulaşan hastalık geçirenler

4)   erken yaşta cinselliğe  başlayanlar

5)   uyuşturucu kullananlar

6)   güvenli olmayan ve tehlikeli cinsel davranışlarda bulunanlar

7)   genital bölgede lezyonları ya da bulguları olanlar…

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulgu vermeyebileceği ve şikayete yol açmayabileceği göz önüne alınırsa aslında bir anlamda cinsel ilişkide bulunan herkesin risk altında olduğu söylenebilir.

CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLARDA ŞİKAYETLER

Genellikle erken dönemde tamamen bulgusun seyredebilir ve hiçbir şikayete yol açmayabilir.

En sık karşımıza çıkan şikayetler:

  • anormal vaginal akıntı
  • anormal vaginal kanama
  • vaginal kaşıntı
  • cinsel ilişkide yanma ya da ağrı
  • idrarda yanma ve acı
  • genital bölgede uçuk çıkması olabilir.

CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYON TANISI

Şikayet ya da klinik bulguların yetersiz kalabilmesi nedeniyle fizik muayene çok önemli olabilmekle beraber zaman zaman yeterli olamamaktadır. Bu nedenle laboratuar desteğinden yararlanmak çok önemlidir. Vagina ve serviksten alınan örnekler: direkt mikroskopi kültürler ve PCR ile taranabilmekte ve kan örneklerinde de ELİZA çalışılabilmektedir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkları ana hatları ile tek tek gözden geçirelim:

AIDS (HIV)      

Cinsel ilişki ve kan yolu ile bulaşan HIV virusu bağışıklık mekanizmalarını tüketerek diğer fırsatçı enfeksiyonlara ve kansere zemin hazırlamaktadır. Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilmektedir.

Ateş, terleme, titreme, kas ve eklem ağrıları, iştah ve kilo kaybı, lenf bezlerinde şişme, uzun süren boğaz ağrısı, ishal, cilt yaraları ve mantar enfeksiyonları izlenebilir.

Kan, anne sütü, vaginal sıvı gibi örneklerle virus taraması yapılabilir. HIV saptanan hastalarda diğer cinsel olan bulaşan enfeksiyonlara da sık rastlandığından araştırılmaları uygun olacaktır.

HUMAN PAPİLLOMA VİRUS

Genital bölge cildi, vagina girişi, vagina içi ve rahim ağzında siğil yapabilen bu virüs seneler boyunca hiç bulgu vermeden var olabilmektedir. Temel olarak cinsel ilişki ile bulaşan human papilloma virüs vaginal doğum sırasında anneden bebeğe geçebilmektedir.

Bu konu ile ilgili ayrıntılı bilgiyi human papilloma virüs linkinde bulabilirsiniz.

HEPATİT

Binsel ilişki, kan transfüzyonu, enfekte kan ile hasarlı cildin münasebeti ve anneden bebeğe doğumda geçebilen hepatit virüsü kronik karaciğer enfeksiyonu, siroz ve karaciğer kanseri olasılıkları ile ciddi bir sağlık sorunu nedenidir.

İştah kaybı, yorgunluk, grip benzeri bulgular, ateş, karın ağrısı, bulantı, idrarda koyu renk ve ciltte, gözlerde sararma ortaya çıkabilir.

Özellikle kanda antikor taraması kolaylıkla yapılabilmektedir.

Enfeksiyonlarda korunma en önemli adımdır. Son derece güvenli olan hepatit ve human papilloma virüs aşılarının etkin kullanımının artması enfeksiyon sıklığının azalması için en temel adım olmalıdır.

GONORE

n sık cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri ve kadınlarda da en sık pelvik enfeksiyon ile infertilite nedenlerinden biridir. Rahim ağzında, vagina girişindeki bartolin bezlerinde ve dış idrar yolu (üretra)nda yerleşir.  Doğum kanalında anneden bebeğe geçebilir. Bebeğin gözünde konjunktivit nedeni olabilir. Vücutta yaygın enfeksiyon nedeni olabilir. Gonore mikrobu kan yolu ile eklemlere oluşabilir ve eklemlerde şişlik ve ağrı yapabilir. Eklem ağrıları gezici olabilir.

Enfekte erkekten kadına bulaşma olasılığı %60-90 iken, enfekte kadından erkeğe bulaş %20-40 civarındadır.

Kokulu ve renkli akıntı, ateş, karın ağrısı, bulantı. anormal vaginal kanamalar, cinsel ilişki sırasında ağrı ve yanma, idrar yaparken yanma yapabilir. Hiç bulgu vermemesi de sıklıkla mümkündür.

Vaginal salgıdan alınan örneklerde ve kanda tetkik edilebilir.

HERPES SİMPLEKS

Açık yara olmadan da bulaşabilen herpes virüs cinsel temas ile ve ağız-tükürük salgısı ile bulaşabilir. Doğum yolunda bebeğe özellikle herpes konjunktiviti riski getirebilir. Herpes virüs bulaştıktan sonra omurilik sinir köklerinde saklanır ve tekrar tekrar enfeksiyona neden olabilir.

Kuluçka dönemi 2 gün ile 3 hafta arasında değişmektedir. Ağız çevresi ve genital bölgede içi sıvı dolu kabarcıklar, yanma, kaşıntı, yaralar, cinsel ilişkide ağrı ve yanma, idrar yaparken ağrı ve yanma olabilir. Herpeste enfeksiyonun ilk atağı çok şiddetlidir. sonrasındaki ataklar kısmen daha sakin geçecektir.

Muayenede erken ve tipik fazda yakalandığında tanısı oldukça kolaydır. Geç dönemde biraz daha zor olabilir. Kanda antikor bakılması da tanıda yardımcı olabilir.Ancak antikor taraması enfeksiyonun ne zaman geçirildiğini göstermediği gibi ağız ve genital enfeksiyon ayrımını tam sağlayamaz. Kanda buluna antikorlar kişinin gelecek yaşamı için bağışıklık sağlamaz.

Herpes simpleksin Tip 1 formu daha çok dudak etrafında uçuk lezyonuna yol açarken tip 2 formu genital enfeksiyon olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tedavide kullanılan anti-viral ajanlar sadece ilk atağın şiddetini azaltmak ve süresini kısaltmakta yararlı olabilirler ancak tekrar geçirilen ataklarda antiviral kulanımının net yararı kanıtlanmamıştır. Enfekte alanın kuru ve temiz tutulması ve epitelizan kremlerin kullanımı konforun sağlanmasına yardımcı olacaktır.

Aktif herpes lezyonu geçiren ve gebelikte bebeğin anne karnında etkilendiği durumlarda doğum sonrası bebeğin santral sinir sistemi ve gözleri zarar görebilecek ve ölüm riski ile karşı karşıya kalabilecektir. Bu yüzden hızla ve çok aktif olarak bebeğin tedavisi düzenlenmelidir. Aktif herpes enfeksiyonunda vaginal doğumdan kaçınılmalı ve sezeryan tercih edilmelidir. Eğer hastalık aktif değilse sezaryen şart değildir.

CHLAMİDİA TRACHOMATİS

Cinsel yolla bulaşabileceği gibi, doğum sırasında anneden bebeğe de geçebilir.

Vaginal akıntı, idrar yaparken ve cinsel ilişkide yanma ve ağrı, ateş, karın ağrısı, bulantı ve ara kanamalar yapabilir. Hiç bulgu vermeden de seyredebilir.

Tedavi edilmediğinde pelvik enfeksiyon,batında yapışıklıklar tüplerde hasar ile dış gebelik ve infertilite riskini artırabilir. Hiç şikayete yol açmadan da bu sonuçlara yol açabilir.  Farkında olmayan gebe kadında erken doğum riskini artırabilir ve doğumda bebeğe bulaşma olasılığı bebekte göz enfeksiyonlarına yol açabilir.

Tanı sırasında gonore gibi diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar da taranmalıdır.

Vaginal akıntı örneği ve kanda tesbit edilebilir.

MYCOPLASMA VE ÜREOPLASMA

Cinsel yolla bulaşır.

Anormal vaginal akıntı, idrar yaparken ve cinsel ilişkide ağrı ve yanma olabilir. Sıklıkla hiç şikayete yol açmadan vaginal kültürlerde üreme ile ortaya çıkabilirler. Tek başına enfeksiyon nedeni olabileceği gibi daha sıklıkla gardnerella gibi enfeksiyonlarla beraber de olabilirler.

Genital kanalda rahim ağzı, vagina ve idrar yollarının son kısmı olan üretrada enfeksiyona yol açabilir. İnfertilite ve dış gebelik nedeni olabileceği gibi gebelikte erken doğuma da yol açabilirler. Ender de olsa böbrek enfeksiyonu ve cerrahi sonrası yara enfeksiyonu yapabilir.

Vaginal salgıdan kültürle üretilebilirler.

TREPANOMA PALLİDUM (SİFİLİZ)

Kendisi ya da partneri çok eşli kadınlarda görülen sifilizin sıklığı ortalama 50/100000 olarak tahmin edilmektedir.

AIDS oranlarının artması ile birlikte tekrar gündeme gelmiş ve taraması önemli hale gelmiştir.

Cinsel ilişki ile, enfekte kan ürünlerinin alınması ile, anneden bebeğe plasenta yolu ile ve uyuşturucu bağımlılarında ortak kullanılan enfekte enjektörlerle kolaylıkla bulaşabilir.

Sifiliz evreler biçiminde ilerler  ve başlangıçta yalnızca genital bölgede ülser ve lenf düğümlerinde büyüme olur ancak ağrı yaratmaz ve çoğunluk doktora başvurmaz. Tedavi edilmeden de 6-8 haftada bulgular kendiliğinden kaybolacaktır. İlk enfeksiyondan en geç 6 ay sonra sistemik enfeksiyon bulguları sekonder sifiliz dönemi adı altında ortaya çıkar ki bunlar eklem enfeksiyonları, cilt döküntüleridir. Ender olarak karaciğer ,böbrek iltihabı ve menenjit görülebilir. Genital bölgede geniş tabanlı kondiloma lata adı verilen lezyonlar ve ağız, boğaz ve genital gölgede ülserler ortaya çıkabilir. Sonrasında ise mikrobun yavaş yavaş çoğalmaya devam ettiği sessiz dönem başlar ve enfekte kişinin bulaştırıcılığı giderek azalır.

Tedavi edilmeyen sifiliz vakalarının %35 inde tersiyer sifiliz 10 yıl sonra ortaya çıkar. Eğer kişi AIDS ile de enfekte olmuşsa bu süre azalacaktır. Kalp hastalıkları, göz, santral sinir sistemi, kas iskelet sistemi diş- diş etleri ve iç organlarda zararlar ortaya çıkacaktır.

Tanıda kültür çok yararlı değildir ve en kolay tanı yöntemi alınan kan örneğinde antijen ve antikor taranmasıdır. Lezyon örneği taze ise fluoresan mikroskop altında trepanoma pallidum izlenebilir. Menenjit şüphesinde beyin omurilik sıvısından alınan örnekte serolojik testler çalışılabilir.

Tedavide  sifilizin her evresinde antibiotiler kullanılır ve antibiotiğe cevap alınan kan örneklerindeki antijen titreleri ile  takip edilir.

TRİCHOMONAS VAGİNALİS 

Trichomonas vaginiti klinikte ikinci sıklıkta rastladığımız vaginit tipidir. Aynı zamanda virüsler dışında cinsel bulaşan hastalıklar arasında ikinci sıklıkta seyretmektedir. Trichomonas mikroskopik bir parazit (protozoon) tir .Tartışmalı olsa da ortak kullanımlı tuvalet, havuz ya da eşyadan bulaşabileceği söylenmektedir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan sıkça karşımıza çıkan enfeksiyonlardandır.

Hastanın major şikayeti;

1) kötü kokulu, sarı-yeşil, köpüklü akıntı,

2) vaginal yanma,

3) vaginal kaşıntı,

4) cinsel ilişkide yanma veya cinsellik sonrası kanama,

5) kasık ve karın ağrısıdır.

Enfeksiyon hiç bulgu vermeden de seyredebilir. Şikayeti olsun olmasın mutlaka tedavi edilmelidir. Konforu çok bozan trichomonas aynı zamanda tüpleri etkileyecek enfeksiyonlara neden olabileceği gibi, gebelikte de erken doğum ve erken membran rüptürüne (erken su gelmesine) neden olabilir.

Tanıda muayene çoğunlukla yeterlidir. Muayenede vagina duvarına sıkıca tutunan sarı-yeşil akıntı ya da köpüklü akıntı kolaylıkla izlenebilir. Uzun süren trichomonas enfeksiyonlarında servikste ‘çilek manzarası’ izlenebilir. Akıntının salinle incelenmesi de tanıda yardımcı olabilir.

Vaginanın normal florası trichomonas enfeksiyonundan sonra çok bozulmakta ve özellikle prezervatif kullanılmıyorsa diğer cinsel bulaşan hastalıklar da eklenebilmektedir Bunlar dışında trichomonasa sıklıkla gardnerella vaginiti de eşlik edebilmektedir.

Tedavide metranidazol ve türevleri  oral ya da vaginal yoldan ya da kombine kullanılır.

Eş tedavisi bulaşma şartları göz önüne alınarak mutlaka yapılmalıdır.