Erken Yumurtalık Yetmezliği

Yaşa göre sınıflama ve sıklık

Ortalama menopoz yaşı dünyada 51 ve ülkemizde ortalama 47-48 yaş olarak kabul edilmektedir. Kadınların %88’ i 45 yaş sonrasında menopoza girmektedir. %10 kadarı 40-45 yaşta menopoza girer ki 40-45 yaş aralığı erken menopoz olarak kabul edilmektedir. Erken yumurtalık yetmezliği ise kadınların 40 yaş altında yumurtalık fonksiyonlarının durmasıdır. 40 yaş altında %1-2, 30 yaş altında binde bir ve 20 yaş altında on binde bir rastlanmaktadır.

%90’ında neden belli değildir. Ancak kromozom anomalileri (Turner Sendromu, trizomi X vs), premutasyonlar (Frajil X), radyoterapi, kemoterapi veya otoimmün hastalıklar (Addison hastalığı, hipotiroidi), geçirilmiş cerrahi (endometrioma çıkarılması, rahimin alınması v.s.) %10’unda rastlanabilir.

 Tanımlama

 40 yaşın altında yumurtalık fonksiyonlarının azalması erken yumurtalık yetmezliği olarak tanımlanır. Bu tanımlama doğrudan erken menopoz olarak algılanmamalıdır.  Zira erken yumurtalık yetmezliği yaşayan kadınların yarısında yumurtalık fonksiyonları değişen düzeylerde devam etmektedir. Erken menopoz olarak tanımlama yapılması kadında kaygı ve depresyon nedeni olabilmektedir. Erken yumurtalık yetmezliği tanısı alan kadınların %5-10’u tanıdan sonra hamile kalıp doğum yapabilmektedirler.

 Bulgular ve Başvuru Nedenleri

Adet düzensizliği en sık rastlanan şikayettir. Ancak düzensizlik birçok biçimde karşımıza çıkabilir. Kadın ilk başvurusunda adetlerinin tamamen durduğunu ifade edebilir. Ancak kadınların yaklaşık yarısında adetler kesilmeden önce; seyrek adet (iki adet başlangıç günleri arasındaki süre 35 günden uzun), sık adet (iki adet başlangıç süresi arasındaki süre 21 günden kısa) ya da ara kanamalar gibi anormal kanama biçimlerine rastlanabilmektedir. Bu süreç içinde erken yumurtalık yetmezliğinin yakalanabilmesi kadına çocuk sahibi olabilme şansını yakalayabilmek için zaman tanıyabilir. 

Bazen doğum kontrol hapını korunma amacı ile kullanan kadın hapın kesilmesini takiben düzensiz adet görebilir veya adet görmeyebilir. Bu süreçte doğum kontrol haplarının erken yumurtalık yetmezliğine neden olması söz konusu değildir. Sadece kullanıldıkları sürece kadın düzenli adet görecek ve hap bırakıldığında yumurtalıklardaki yetmezliğin derecesine göre adet düzensizliği ortaya çıkacaktır. 5 yılın üzerinde doğum kontrol hapı kullanımı sonrasında rahim içi doku incelebilir ve adet azlığı bu durumla ilgili olabilir ki bu durumun erken yumurtalık yetmezliği ile ilgisi yoktur.

Önceden düzenli adet gören ve sonradan adet göremeyen kadınların %4-18 inde erken yumurtalık yetmezliği tanısı konulmaktadır. Kadınların yarısında yumurtalık fonksiyonları aralıklı olarak devam ettiği için adet görememekten ziyade düzensiz adet daha sık karşımıza çıkacaktır. Adet görememe süresi için de genellikle 4 ay adet görememe net olarak belirlenmemiş olsa da  tanı için öngörülmektedir.

Östrojen düzeyi erken yumurtalık yetmezliği yaşayan kadınlarda değişken olduğu için; östrojen eksikliğine bağlı ateş basması, gece terlemeleri, vaginal kuruluk ve uyku bozuklukları gibi şikayetler de hiç olmayabilir ya da değişen düzeylerde görülebilir.

Tanı

Hangi formda olursa olsun adet düzensizliği şikayeti ortaya çıkarsa adetin 2. günü hormon tahlili yapılmasında yarar vardır. En az bir ay ara ile iki defa hormon tahlilinin tekrar edilmesi tanının kesinlik kazanmasında önemli bir unsurdur. FSH değerindeki yükselmenin değerine göre yetmezlik derecesi de belirlenebilmektedir. Bu bağlamda anti-müllerian hormon bakılması özellikle genç kadınlarda doğurganlığın belirlenmesinde en duyarlı test olarak öngörülmektedir. Yumurta havuzunun gösterilmesinde anti-müllerian hormon çok duyarlıdır.

Erken yumurtalık yetmezliği tanısı  alan kadınlarda kromozom analizi, premutasyon taraması ve otoimmun hastalıkların araştırılmasında yarar vardır.

Tedavi

Tedavinin birinci basamağı kadının doğru bilgilendirilmesidir. Özellikle genç yaşta ve risk faktörü olmayan, dolayısıyla tanıyı hiç beklemeyen kadınlarda bilgilendirme yüz yüze yapılmalı ve durum bütün açıklığıyla ancak korkutmadan anlatılmalıdır. Bu durumda öncelikle durumun anlaşılabilmesi için kadına zaman tanımak önemlidir. Çocuk sahibi olabilme ile ilgili koşullar bu zamanın ardından da paylaşılabilir ya da kadının isteğine göre ilk görüşme sırasında da anlatılabilir.

Burada doğurganlığın devamı için etkinliği kanıtlanmış bir yöntem yoktur. Ancak erken yumurtalık yetmezliğinde kadınların %5-10‘unda gebelik sağlanabildiğini bilmekteyiz. Eğer yumurta havuzu tamamen tükenmiş ise çözüm ancak başkasının yumurtası ile gebe kalmayı denemek (donör ovum) veya evlat edinmek olacaktır.

Uzun dönem tedavide amaç östrojen eksikliğine bağlı olabilecek negatif sonuçların engellenmesine yöneliktir. Dünyada menopoz konusunda bütün saygın dernekler eğer özel bir engel yoksa doğal menopoz yaşı olan 48-50 yaşa kadar hormon replasman tedavisi yapılmasını önermektedir. Burada amaç kemik erimesi, koroner kalp hastalıklarının önlenmesi, ateş basması, terlemeler, duygu durum bozuklukları ve vaginal kurulukla mücadele edilmesidir.

Hormon tedavisi le birlikte yaşan şeklinin de idealize edilmeye çalışılması önem kazanmaktadır. Sigara içiliyorsa mutlaka bırakılmalı, kilo kontrolü sağlanmalı, yeterli D vitamin ve kalsiyum alınmalı ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz mutlaka kardiyo seçimi içermeli, haftada 150 dakika olan ideal yürüyüş zamanı yakalanmaya çalışılmalıdır.Egzersiz modeli içine kasların ve dolayısıyla kemiklerin güçlendirilmesi amacı ile mutlaka direnç egzersizleri de eklenmelidir.

Erken yumurtalık yetmezliği yaşayan kadınlar genç popülasyondadır ve normal zamanda menopoza giren kadınlara göre koroner kalp hastalıkları ve meme kanseri riskleri nispeten daha düşüktür. Ancak östrojen koruması erken yaşta biteceği için uzun dönemde kalp hastalığı riskleri daha yüksek olacaktır. Bu yüzden hem hormon tedavisi kullanımı ve hem de yaşam biçiminin bu gerçeklere göre düzenlenmesi riskleri azaltacaktır.

Takip ve tedavi süresince jinekolojik muayene, pap smear, kan biokimyası, mamografi, meme ultrasonografisi, kemik yoğunluğu ölçümleri ve kadının durumuna özel testler tamamen kadının durumuna uygun sıklıkta tekrar edilmeli ve klinik değerlendirme en az yılda bir kez yapılmalıdır.