Tekrarlayan Gebelik Kayıpları

Tekrarlayan Gebelik Kayıpları

Bu kayıplar gebeliğin ilk 3 ayında ortaya çıkar.  Gebeliğin 20. haftasından önce üç veya daha fazla ardışık kayıplar tekrarlayan gebelik kayıpları olarak adlandırılır ve gebe kalmaya çalışan çiftlerin %1 ini etkiler . Bu düşükler kendiliğinden meydana gelir.  Peki, bu durumun ortaya çıkmasının altında yatan nedenler nelerdir? Uterus (rahim) yapısal bozuklukları ve serviks (rahim ağzı) yetersizliği, endokrin (hormonal) bozukluklar, enfeksiyonlar, kromozomal bozukluklar, Otoimmün hastalıklar (bağışıklık sistemi hastalıkları) , Trombotik (Pıhtılaşma ile ilgili) bozukluklar ve çevresel diğer faktörler tekrarlayan gebelik kayıplarına neden olan başlıca faktörlerdir. Ancak vakaların neredeyse %50 sinde neden bulunamamaktadır. Haydi, şimdi birlikte bütün bu nedenleri derinlemesine inceleyelim.

1-Uterus (Rahim) Anatomik Bozuklukları ve Serviks (Rahim Ağzı) Yetersizliği: Anatomik bozukluklar tekrarlayan düşüklerin %10-15 ini oluşturur. Daha çok  gebeliğin ikinci 3 aylık döneminde kayıplara neden olurlar.  Genellikle gebeliğin yerleşeceği rahim yatağının (endometriyum)  damarlanma yapısını bozup , anormal ve yetersiz yapışma (plasentasyon) yaratarak düşük yapmaya neden olur. Bunlar arasında doğuştan rahim anormallikleri, rahim içi yapışıklıklar, myomlar , polipler bulunur. Doğuştan rahim anormalileri içerisinde , rahim içi perde (uterin septum) bulunan  hastalarda spontan gebelik kaybı riski neredeyse %76 ‘ yükselir.  5 cm den büyük rahim duvarına yerleşmiş (intramural) myomlar, herhangi bir boyutta, rahim iç tabakasına yerleşmiş (submukozal) myomlar tekrarlayan düşüklere neden olabilir.

Rahim ağzı yetersizliğinde , rahim ağzı  özellikle 4.-6. aylar arasında ağrısız bir şekilde açılır.  Geç dönem düşük veya erken doğumun nedenlerinden biridir. İlaç ya da  cerrahi tedavi ile önlenebilir.

2-Endokrin (Hormonal) Bozukluklar: Tekrarlayan gebelik kayıplarının yaklaşık %17-20 sinin altında yatan nedenler endokrinolojik bozukluklardır. Bu başlık altında sıklıkla görülen 3 bozukluk vardır; Troid bezi hastalığı , Diyabetes Mellitus  ( Şeker hastalığı ), Korpus Luteum Yetersizliği (Luteal Faz Defekti )

Diyabet kontrol altına alınırsa, tekrarlayan gebelik kaybı ihtimali azalır. İnsulin direnci ile ilgli bir problem  olan Polikistik Over Sendromunda da insulin direncini azaltan ilaçlar kullanıldığında, spontan gebelik kaybının azaldığı görülmüştür.  Troid ile ilgili kesin bir bilgi olmasa da kontrol altında tutulması gerekir.

Korpus luteum Yetersizliğinde  progesteron hormonunun yetersiz üretimi söz konusudur . Böylelikle gebeliğin yerleşeceği rahim içi tabakasının olgunlaşması yeterli olmaz .  Tedavide progesteron hormonu içeren ilaçlar kullanılmalı ve buna 3 ay boyunca devam edilmelidir.

Endokrin bozukluklarının değerlendirilmesi için  troid uyarıcı hormon (TSH) , İnsülin direnci testi, over rezerv testi;  adet düzensizliği varlığında Prolaktin düzeyi, Anti troid antikor testi mutlaka bakılmalıdır .

3-Enfeksiyonlar:   Yapılan çalışmalar tekrarlayan gebelik kayıplarında enfeksiyonun rol oynadığına dikkat çekmiştir. Bu enfeksiyonlar arasında Mikoplasma, Üreaplasma ,  Klamidya ve Herpes Simpleks Virüsü enfeksiyonları bulunur. Tekrarlayan gebelik kaybı olan bir hastanın,  bağışıklığı zayıflatan ya da cinsel yolla bulaşan hastalıkları düşündüren bir öyküsü  varsa,  kronik enfeksiyonların değerlendirilmesi gerekebilir.  Ancak gebelik sonuçlarının iyileştirilmesinde tedavinin rolünü gösteren çalışmalara ihtiyaç vardır.

4-Kromozomal Bozukluklar: Tekrarlayan düşüklerin %5 i  anne ve babada bulunan bu bozukluklarla ilişkilidir.  Bu yüzden gebelik öncesi genetik inceleme yapılmalıdır. Genetik danışmanlık kromozom anomalilikleriyle ilişkili tüm tekrarlayan gebelik kayıplı olgularda şarttır. Bu çiftlere tüp bebek önerilerek  (preimplantasyon genetik tanıyla /sağlıklı embriyoyu önceden belirleyerek) sağlıklı bir çocuk dünyaya getirmeleri sağlanabilir.

5-Otoimmün Hastalıklar (Bağışıklık Sistemi Hastalıkları): Vücudun savunma sistemi yabancı maddeleri vücuttan atmaya odaklıdır. Bir fetüs genetik olarak annesiyle aynı olmadığı için , annenin fetüsü gebelik boyunca ,reddetmeden taşımasını sağlayan, bir takım bağışıklıkla ilgili mekanizmalar devreye girer. Bu savunma sistemi bazı vakalarda fetüsü yabancı bir madde olarak algılar ve vücuttan atmaya çalışır. Bu durum da tekrarlayan gebelik kayıplarına neden olur. Tekrarlayan gebelik kayıpları için bu nedene gösterilen yoğun ilgiye rağmen , uygun tanı ve tedavide herhangi bir fikir birliği yoktur.

6-Trombotik Bozukluklar (Trombofili -Pıhtılaşma Bozuklukları): Hem kalıtsal hem de kazanılmış trombofili yaygındır . Beyaz ırkın %15 inden fazlası kalıtsal trombofilik genetik bozukluk taşır. Tekrarlayan gebelik kayıplarıyla kalıtsal trombofili arasındaki ilişki, bozulmuş plasental gelişimin (bebeğin eşinin rahim içine yerleşmesi, yapışması) ve damarlarda oluşan pıhtıya bağlı olarak görevini yerine getiremeyeceği düşüncesine  dayanmaktadır. Daha çok 10. gebelik haftasından sonraki tekrarlayan gebelik kayıplarıyla ilişkili olduğu düşünülse de,  son  yapılan çalışmalar trombofilinin erken gebelik kayıplarında da rolü olabileceğini göstermektedir. Tanı konulduktan sonra , bozukluğa özgü tedavi başlanmalıdır.Tedavide folik asit, aspirin veya kan sulandırıcı iğneler kullanılmaktadır.

 

6) Çevresel ve Diğer Faktörler: Anne adayının yaşı arttıkça düşük yapma riski de o kadar artar. 35 yaş üzeri kadınlarda bu durumla sıkça karşılaşılır. 40 yaşın üzerindeki bir kadının düşük yapma olasılığı yüzde kırktır. Kafein , alkol ve sigara tekrarlayan yinelenen gebelik kayıplarıyla ilişkili bulunmuştur. Aynı şekilde organik çözücüler, ilaçlar , iyonize radyasyon ve toksinler için, mesleki ve çevresel maruziyet  de tekrarlayan gebelik kayıpları için risk oluşturabilir.