Vaginitler

Vücudumuzun her bölgesinde o bölgeyi enfeksiyonlara ve fırsatçı mikroorganizmalara karşı koruyan ve ‘normal flora’ olarak adlandırılan koruma kalkanları yer alır. Vaginanın normal florası da bunlar arasındadır ve menstruel siklusun değişen zamanları, reprodüktif dönem, menopoz ve gebelik gibi değişen zamanlarda değişen oranlarda vaginayı korumaya çalışır.

Normal floraya bağlı akıntı kadında ‘fizyolojik akıntı’ olarak adlandırdığımız ve tedavi vermediğimiz akıntı biçimidir ki bu tip akıntılar :

1)Saydam

2)Az miktarda

3)Kokusuz olurlar…

Zaman zaman fizyolojik akıntısını patolojik algılayan ve tamamen kuru olmak isteyen kadınlarla bunun tedavi edilmemesi gereken normal bir durum olduğunu anlatmaya çalışırız. Zaman zaman da çok aksine kadın akıntısını önemsemez ve doktora başvurmayı gereksiz bulur. Fizyolojik akıntı en sık normal hormonal değişikliklerle (ovulasyon gibi) ortaya çıkar. Cinsellikteki vaginal sekresyon da fizyolojik  akıntıdır ve gebelikte de fizyolojik akıntı izlenir.

Kişisel hijyen objektif bir durum olup kurallara bağlı olmasına rağmen akıntıyı algılamak ya da önemsemek çoğu zaman subjektif(kişiye özel yorumlanan) bir davranış biçimi olagelmiştir.  Burada zamanında önemsemediğimiz vaginal akıntı; pelvik enfeksiyon olarak ortaya çıkabildiğinde ya da tüpleri etkileyebildiğinde karşımıza pelvik enfeksiyonun kronik ağrılarından tüplerde oluşabilecek tıkanıklıklara kadar çeşitli spektrumda sorunlara yol açabilmektedir.

VAGİNİTTE ŞİKAYETLER

Nedir önemsememiz gereken şikayetler:

1)  Kötü kokulu vaginal akıntı

2)  Vulvada kızarıklık , yanma,tahriş

3)  Kaşıntı

4)  Cinsel ilişkide yanma veya ağrı

5)  Cinsel ilişki sonrası kanama

6)  Alt batın bölümlerinde ağrıdır.

VAGİNİT TİPLERİ

Şimdi biraz da vajinitlerin alt gruplarına bir göz atalım:

MANTAR ENFEKSİYONLARI

1) En yaygın vajinit tipleri mantar enfeksiyonlarıdır. Kadınların %70-75’i hayatlarında bir kez, %40-50’si de iki ya da daha fazla sayıda mantar enfeksiyonu geçirebilirler. Kronik mantar enfeksiyonu tanımına giren kadınların olasılığı da gerçekte %5’i geçmeyen seyrek bir rakamdadır.

Mantar akıntısının en yaygın etkeni candida albicans tır. İkinci etkense candida glabrata dır.

En yaygın nedeni ise vaginal florada bulunan ve vaginayı mikroorganizmalara ve saprofitlere karşı koruyan laktobasilerin azalmasıdır. Laktobasiller normalde vaginayı ph:4 seviyede asidik dengede tutar ve vaginanın enfeksiyon bariyerini oluşturur.

         Normal florayı bozan risk faktörleri:

1)  Antibiotik kullanımı

2)  Doğum kontrol hapı kulanımı

3)  Gebelik

4)  Diyabet, tiroid ve sürrenal bezi hastalıkları

5)  Immun süpresyon (HIV pozitifliği ve bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanımı)

6)  Spiral kullanımı

7)  Naylon çamaşır, dar pantolon giymek

8)  Islak mayo ile oturmak v.s. sayılabilir.

Burada gebelikteki fetusun büyümesi için oluşan doğal hafif hiperglisemi ve diyabetik hastada vaginal mukozada glukoz düzeyi artmakta ve mantar oluşumu için besiyeri yaratmaktadır.

Kadının başvuru şikayeti genelde kaşıntı, peynir gibi akıntı, kaşıntıdan kaynaklanan vulvar irritasyon, idrarın başında ya da sonunda yanma, cinsel ilişkide yanma veya ağrı ile zaman zaman da dış genital bölgedeki ödemdir.

Genital muayenede vaginal duvara sıkıca yapışık olan peynir gibi akıntıyı görmek kolaydır ancak hasta bunu dışarıya yansıyan akıntı olarak hissetmeyebilir. Bir yandan da gebede mantar kendisi için çok iyi bir ortamda çoğalma şansına sahip olduğundan kadına suyunun geldiğini zannettirecek kadar akıntı da yapabilir.

Tanıda vaginal muayene çoğunlukla yeterlidir. Mantar enfeksiyonunun  sıklığı göze alınınca vaginal kültür ya da direkt preparat incelenmesi yüksek maliyet ve zaman alıcı özelliği göze alınarak yapılmayabilir. Ancak mantar enfeksiyonunun yarıdan fazlasına floranın bozulması nedeniyle başka mikroorganizmaların da eşlik edebileceği ve tedavide bunun da göz önünde tutulması unutulmamalıdır. Tanıda laboratuarın da kullanılması mikst enfeksiyon yada tedaviye cevapsız enfeksiyon durumunda değerlendirilebilir.

Tedavide mikonazol ve klotrimazol türevleri kullanılır. Hasta eğer virgo ise tedavi yolu mecburen oral antifungaller ile topikal kremlerin kullanılması olacaktır. Ancak eğer bakire değilse birinci seçenek vaginal preparatlar olmalıdır. Vaginal tedavi 1 haftaya yakın sürdürülebilir. Vaginal repratlara oral ve topikal tedavinin eklemesine hastanın durumuna göre karar verilmelidir.

Tedavide eş tedavisi tartışılabilir bir durumdur. Ancak bir çok hekim eş tedavisini tercih etmektedir. Aslında klasik olarak mantar enfeksiyonu cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklar grubunda değildir. fakat kadından kaynaklanan enfeksiyon erkeğe taşınabilir.Ancak çiftin konforu ve bulaşın teorik olarak engellenmesi için eş tedavisi yararlı olabilir.

Tekrarlayan mantar enfeksiyonunun tanısı mutlaka hekim tarafından konulmalıdır. Çünkü bu tanıma kadınların sadece  %5’i  girmektedir. Yılda 4 defa tanısı konmuş mantar enfeksiyonu geçirmişse kadına kronik mantar enfeksiyonundan bahsedebiliriz. Tedavisi oldukça güçtür. Ancak; tekrar eden tedavilerden ya da baskılayıcı mantar tedavilerinden oldukça yarar görmektedir. Burada özellikle kronik kaşıntının mantar enfeksiyonu ile karıştırılmaması gerekmektedir. Dermatit (egzama), alerji, liken ve özellikle menopoz yıllarında vulvanın prekanseröz lezyonlarının da kronik kaşıntı ile ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Tekrarlayan mantar enfeksiyonlarında diyabet araştırması yapmakta yarar vardır.

TRİCHOMONAS ENFEKSİYONLARI

Trichomonas vaginiti klinikte ikinci sıklıkta rastladığımız vaginit tipidir. Aynı zamanda virüsler dışında cinsel bulaşan hastalıklar arasında ikinci sıklıkta seyretmektedir. Trichomonas mikroskopik bir parazit (protozoon) tir .Tartışmalı olsa da ortak kullanımlı tuvalet, havuz ya da eşyadan bulaşabileceği söylenmektedir.

Hastanın major şikayeti;

1) Kötü kokulu, sarı-yeşil, köpüklü akıntı,

2) Vaginal yanma

3) Vaginal kaşıntı

4) Cinsel ilişkide yanma veya cinsellik sonrası kanamadır.

Enfeksiyon hiç bulgu vermeden de seyredebilir. Şikayeti olsun olmasın mutlaka tedavi edilmelidir. Konforu çok bozan trichomonas aynı zamanda tüpleri etkileyecek enfeksiyonlara neden olabileceği gibi, gebelikte de erken doğum ve erken membran rüptürüne (erken su gelmesine) neden olabilir.

Tanıda muayene çoğunlukla yeterlidir. Muayenede vagina duvarına sıkıca tutunan sarı-yeşil akıntı ya da köpüklü akıntı kolaylıkla izlenebilir. Uzun süren trichomonas enfeksiyonlarında servikste ‘çilek manzarası’ izlenebilir. Akıntının salinle incelenmesi de tanıda yardımcı olabilir.

Vaginanın normal florası trichomonas enfeksiyonundan sonra çok bozulmakta ve özellikle prezervatif kullanılmıyorsa diğer cinsel bulaşan hastalıklar da eklenebilmektedir Bunlar dışında trichomonasa sıklıkla gardnerella vaginiti de eşlik edebilmektedir.

Tedavide metranidazol ve türevleri  oral ya da vaginal yoldan ya da kombine kullanılır.

Eş tedavisi bulaşma şartları gözönüne alınarak mutlaka yapılmalıdır.

BAKTERİEL VAGİNOSİS

Son olarak bakteriel vaginozisten bahsedelim.

Bakteriel vaginosisin tipik şikayeti gri-beyaz renkli akıntı ve cinsel ilişkiden sonra hissedilen tipik kötü kokulu akıntıdır(ki kokmuş balık kokusuna benzer)

Tanıda dört parametre vardır:

1)Akıntı gri-beyazdır ve vagina duvarından kolaylıkla ayrılabilir.

2)ph 5 in üzerindedir.

3)Whiff test pozitiftir (akıntıya KOH damlatıldığında balık kokusunun duyulması).

4)Clue hücreler görülmesi (ıslak prearatta vaginal epitelial hücrelere yapışmış bakteriler görülmesi ki bu bakteriler doğal floradaki laktobasilerin yerini almıştır.

Laktobasiler yeterli ise gardnerella vaginitis görülmesi mümkün değildir ve gardnerella cinsel ilişki ile bulaşmaz, dolayısıyla eş tedavisi gerekmez. Tedavide oral ya da vaginal ya da kombine metranidazol kullanılır. Bakteriel vaginitin gardnerella vaginalisten başta diğer iki etkeni mycoplasma hoministir ve anaerob bakterilerdir. Cinsellikle bulaşabilir ve eş tedavisi yapılması yararlıdır.Tedavide doksisiklin,ampisilin ve klindamisin kullanılır.